Adalet Sisteminde ki “Pedagog” Sorunu ile Çocukları Korumadık.Kandırdık.
Adalet Sisteminde ki “Pedagog” Sorunu ile Çocukları Korumadık.Kandırdık.
HEPİMİZ SUÇLUYUZ.
Hayırseverlikten Profesyonelliğe: Sosyal Hizmetler ve Sosyal Hizmetin Tarihsel Gelişimi ve Türkiye’de Mesleki Kimliğin ve Görevin İşlevsizleştirilmesi
SHU Nihat Tarımeri
ÖNSÖZ
Çocuklar için herkes adalet istiyor.Ancak herkes kendine göre adalet istiyor.
Her bir çocuk kendi hikayesini kendisi yazıyor. Diğerleri kaderleri belirliyor.
Okul ise aile dışında bir kalıba giriyor.Çıkması da çok zordur Koruyucusuz da olmaz.
Bir çocuk sokakta büyüyorsa, onu sosyal hizmetlerden kaçırıyoruz.
Bir çocuk şiddet görüyorsa, onu adaletten kaçırıyoruz.
Bir çocuk suç işliyorsa, onu hem sosyal hizmetlerden hem de adaletten kaçırıyoruz.
Bir çocuk ölüyorsa, onu hayattan koparıyoruz.
Bir öğretmen yaşamdan koparılıyorsa , katil olarak yetiştiren sistemi adaletten kaçırıyoruz.
Ve tüm bunlar olurken, evrensel sosyal hizmetlerin yüz yıllık profesyonel birikimini yok sayarak, çocukları mesleki yetkinlikten yoksun kişilerin eline halen terk ediyoruz.
Peki, içiniz buna siniyormu?
Peki insan hakları,çocuk hakları,sosyal haklar Anayasa’ya rağmen nerede ?
BİRİNCİ BÖLÜM: TARİHSEL ARKA PLAN – BİR MESLEKİ KAOSUN İNŞASI
-
-
-
İki Farklı Kimlik, İki Farklı Hukuk Düzeni
-
-
Tarihsel olarak ve insanlık öyküsünde, insanlara yardım etme düşüncesi iki farklı kaynaktan beslenmiştir:
Dinsel öğretiye dayalı kimlik bağlamında hayırseverlik : Bu anlayış, dini motivasyonlarla yoksullara, yetimlere, muhtaçlara yardım etmeyi öngörür. Hukuksal dönüşüm ile hayırseverlik ise günümüzde özel hukuk kapsamında yer alır; gönüllülük esasına dayanır, bağışlarla finanse edilir ve profesyonel bir zorunluluk taşımaz. Yardım edenin inisiyatifine bağlıdır, hak temelli değildir.
Özgür ve eşit yurttaş kimliği bağlamında sosyal hizmet/çalışma (social work): Bu anlayış ise, kurallara dayalı modern devletin vatandaşlarına karşı sorumluluğundan doğar. Sosyal hizmetler, kamu hukuku kapsamında yer alır; vatandaşların hak temelli taleplerine dayanır, devletin anayasal yükümlülüğüdür, profesyonel standartlarla yürütülür ve denetime tabidir.
Bu iki yaklaşım arasındaki temel fark, hak eksenli olup olmama ve profesyonellik düzeyidir. Hayırseverlikte yardım edenin inisiyatifi varken, sosyal hizmetten yararlanma ve yardım alanın hakkı vardır.Kısaca hayırseverlik gönüllülük esasına dayanırken,bilimsel bir disipline dayalı sosyal hizmet mesleki yetkinlik gerektirir.Öznesi insan ve insan haklarıdır.Çocuk haklarını ,sosyal haklarını birlikte içerir.
Türkiye’de ise bu iki yaklaşım birbirine karıştırılmış, hayırseverlik anlayışı sosyal hizmetin yerine bir tercih olarak ve Anayasa’ya rağmen öne çıkarılmaktadır.Özellikle Anglo-Sakson (Commen Law) ve Kıta Avrupası açısından Roma Hukuk sistemi farklılığın dikkat edilmemesi aynı zamanda yapısal sorunları da 1940 lardan beri beslemektedir.Böyle bir zemin ve kopöa ile ortaya çıkan yönetimsel tercih ve akademik dünyası dahil katkılar ile birlikte özellikle 2005 yılı önemli bir dönüm noktasıdır. Anayasa’ya rağmen hem sosyal hizmetler hem de adalet açısından 5395 sayılı kanun ile ortaya çıkan bu karışıklık,öncelikle ve özellikle çocukların korunmasında en büyük açmazlardan birisidir. Toplumun geleceğini de belirlemektedir. 2
-
-
-
1917: Mary Richmond ve “Sosyal Teşhis” ve de Sosyal İnceleme Raporu
-
-
Evrensel sosyal hizmetlerin profesyonelleşme sürecinde ise ABD de bir meslek olarak doğuşu arasında 1917 yılında Mary Richmond (1861-1928)‘ın yayımladığı hayırseverliğe ( Charity) yönelik “Sosyal Teşhis” (Social Diagnosis) 3 adlı eseri önemli adımlardandır. Bu eser, sosyal hizmetlerin bilimsel temellerini atmasına yardım etmiştir. Humaniter /insancıl bakış açısından hem olgu hem de vaka çalışması yöntemini sistematize eden ve bunların arasında sosyal inceleme raporunun kuramsal çerçevesini oluşturmasına yardım ve kaynaklık yapabilmiştir.
ABD ve Anglo Sakson (Commen Law) sistem açısından Protestan hayırseverliğe yönelik Richmond, bu açıdan kavramsal öncülük yapmıştır. Protestan ahlakı ile teorik ve pratik uygulamalara yönelik eserleri ise sosyal hizmetlerin dönüşmesi nedendir. Sanayi devrimi ve çalışma hayatındaki yeni sosyoekonomik dönüşünde ki sorunlar ve çözümler arasında özellikle bir kişi hakkında karar vermeden önce, onun sosyal çevresini, aile ilişkilerini, yaşam koşullarını, ekonomik durumunu, kültürel bağlamını sistematik olarak incelemek ve bu incelemeye dayalı bir rapor hazırlamak ise bir ihtiyaç olabilmiştir..”Case work/vaka çalışması metodu için de ilk adımdır. Sadece koruyucu değil öngörülükle birlikte önleyici sosyal hizmet öncülüğünü yapabilmektedir.
EKTE DEVAM EDECEK Pedagog sorunu