1. Anasayfa
  2. Adalet
  3. MERHAMETLİ ADALET OLMAK VEYA OLMAMAK İÇİN SUSMA,YAZ,BİLDİR DEĞİŞTİR
MERHAMETLİ ADALET OLMAK VEYA OLMAMAK İÇİN SUSMA,YAZ,BİLDİR DEĞİŞTİR

MERHAMETLİ ADALET OLMAK VEYA OLMAMAK İÇİN SUSMA,YAZ,BİLDİR DEĞİŞTİR

5
0

MERHAMETLİ ADALET OLMAK VEYA OLMAMAK İÇİN SUSMA,YAZ,BİLDİR DEĞİŞTİR

Affetmek: Gücün Değil, Büyüklüğün Adıdır.

                                                                                                     SHU Nihat Tarımeri

Kayıp bir günüm olduğunu asla söylemedim. Bazen hiç kimseye iyilik yapamadığım için kendimi suçluyorum, ama kimseye kötülük yapmadığım hiçbir gün yok. İmparator Titus

BÖLÜM I

1. Kayıp Bir Günün Olmadığı İmparator

Roma tarihi, gücün zirvesini temsil eden bir medeniyetin hikâyesidir. Lejyonları dünyanın dört bir yanına yayılmış, yasaları evrensel olarak kabul görmüş, zaferleri dillere destan olmuş bir imparatorluk… Güç, bu imparatorluğun temel taşıydı. Ve gücün temsilcileri olan imparatorlar, çoğu zaman acımasızlıklarıyla, sertlikleriyle, intikamlarıyla anılırdı.

Ama içlerinden biri vardı ki, onu diğerlerinden ayıran şey gücü değil, merhametiydi. Bu imparator, Titus Flavius Vespasianus‘tu. Roma İmparatoru Titus (MS 79-81), tarihe sadece bir savaşçı ve yönetici olarak değil, aynı zamanda “insan ırkının sevgilisi” olarak geçmiştir.

Titus’un en büyük erdemlerinden biri, kimseye iyilik etmediği bir günü “kayıp” olarak görmesidir. Roma tarihçisi Suetonius’un aktardığına göre, Titus bir akşam yemeğinde arkadaşlarına, o gün hiç kimseye yardım edemediği için üzgün olduğunu söylemiş ve şu unutulmaz cümleyi dile getirmiştir: “Arkadaşlar, bugün bir gün kaybettim.”

Bu söz, sadece bir imparatorun nezaketinden ibaret değildir. Bu söz, gücün ne olduğuna dair bir tanımdır: Gerçek büyüklük, düşmanlarını ezmekte değil, dostlarını korumakta, muhtaç olanlara el uzatmaktadır. Ve bu anlayış, belki de en çok, hayatın en kırılgan, en savunmasız varlıkları olan çocuklar için geçerlidir.

2. Büyüklük Güç Değil, Merhamettir

Titus, tahta çıktığında Roma’nın en güçlü adamıydı. Emrinde lejyonlar, hazinesinde altınlar, önünde eğilen senatörler vardı. Ama o, bu gücü düşmanlarını yok etmek için değil, halkını korumak için kullandı. Vezüv Yanardağı’nın patlamasıyla (MS 79) Pompeii ve Herculaneum şehirleri yok olduğunda, Titus imparatorluk hazinesinden büyük miktarlarda yardım gönderdi. Roma’da çıkan büyük yangında (MS 80), kişisel servetini felaketzedeler için harcadı. O, gücü bir tahakküm aracı değil, bir hizmet aracı olarak gören ender yöneticilerden biriydi.

Ama Titus’u asıl unutulmaz kılan, belki de en çetin sınavında gösterdiği merhamettir: Kendisine suikast düzenleyen komploya karşı tavrı.

Tarihçilerin aktardığına göre, tahttan indirilmiş İmparator Vitellius’un kızı Vitellia, babasının intikamını almak için Titus’a karşı bir komplo hazırlamıştı. Komplo ortaya çıkarıldığında, Titus’un etrafındaki herkes suçluların en ağır şekilde cezalandırılmasını bekliyordu. İmparatora suikast girişimi, Roma hukukunda idamla cezalandırılan en büyük suçlardan biriydi. İmparatorun iradesi dışında karar alınamazdı. Titus’un, Vitellia ve suç ortaklarını ölüme göndermek için parmağını kaldırması yeterliydi.

Ama Titus farklı bir yol seçti. Affetti.

Bu, gücün zirvesindeki bir adam için alışılmadık bir hareketti. Çünkü Roma geleneğinde güç, merhameti değil, intikamı beslerdi. Bir imparator, düşmanlarına karşı ne kadar acımasız olursa, o kadar “güçlü” sayılırdı. Ama Titus, gerçek büyüklüğün düşmanı ezmek değil, onu affetmek olduğunu gösterdi.

Onun bu tutumu, daha sonra Mozart’ın ünlü operası “La clemenza di Tito”ya (Titus’un Merhameti) ilham kaynağı olacaktı. Bu eser, yüzyıllar boyunca, gücün ve merhametin aynı bedende buluşabileceğinin en güçlü sanatsal ifadesi olarak sahnelendi.

3. Cezalandıran Adalet mi, Affeden Adalet mi?

Peki, Titus’un bu merhamet anlayışının çocuk adaletiyle ne ilgisi var?

EKTE DEVAM EDECEK  merhametli adalet

Ekler

Nihat TARIMERİ 1953 dogumlu. 1978 Sosyal Hizmetler Akademisi (Ankara) mezunu. Ankara’da Ankara Hastanesi ve Izmir’de Trafik ve Travmatoloji Hastanesinde Sosyal Hizmet Uzmanı olarak görev yapti. 1981 yılındandan sonra Isviçre Zürih’de Metadon yöntemi ile madde bagımlığı tedavisi ile ilgili sosyal iyilestirme programında görev aldığı gibi Gençlik DanIsma Merkezinde(Jugenberatungstelle Winterthur) uygulamanın öncüleri arasında yer almıştır.. Suça yönelen gençlerle ilgili Zürih Gençlik Savcıligında Sosyal Hizmet Uzmanı olarak görev yapti. Türkiye’ye kesin döndükten sonrası dahil Isviçre de bu alanda süpervizörlük ve danısmanlik yapti. Halen zaman zaman aktif olarak görev yapmaktadir. 1990 da Türkiye’de Birlesmis Milletler Kalkınma Programi (UNDP) “Soydas Entegrasyonu Proje”sinin Proje Bölge Sorumlusu olarak görev yaptı. Isgücü piyasasına yönelik “Kendi Isini Kurma(KIK)”, ”Is Borsasi”,”Kamu Yararına Çalısma Programı”, "Göçmenlere Yönelik Uyum Programı gelistirme konusunda Türkiye de öncülük yaptı. Dünya Bankasının istihdamla ilgili projelerinde danısmanlık olarak çalıstıktan sonra emekli oldu. Yine aktif Sosyal Hizmet Uzmanı olarak 2005 yilindan beri çocuk ve gençlik hukuku konusunda bilirkisilik dahil bu yönde “ÇOCUK KORUMA(MA) KANUNU” baslıkli üç kitap ve 35 in üzerinde çesitli makaleleri çesitli yerlerde yayinlamıstır. Evlidir. Halen Türkiye de çocukların haklarının korunması adına kendine özgü uygulamalar ile çocukların geleceginin karartılmasi,çocukluklarının çalınması nedeniyle evrensel uygulamalardan uzaklastırılmasının engelenmesi için hala dert edinmektedir.