1. Anasayfa
  2. Adalet
  3. ÇOCUKLARIN KORUNMASI VE HEKİM RAPORU DAHİL ADALET İÇİN KAMUOYU DUYURUSU
ÇOCUKLARIN KORUNMASI VE HEKİM RAPORU DAHİL ADALET İÇİN KAMUOYU DUYURUSU

ÇOCUKLARIN KORUNMASI VE HEKİM RAPORU DAHİL ADALET İÇİN KAMUOYU DUYURUSU

4
0

ÇOCUKLARIN KORUNMASI VE HEKİM RAPORU DAHİL ADALET İÇİN KAMUOYU DUYURUSU

Konu: 2006’dan Beri Süren Yönetmelik Düzenlemeleriyle Sosyal Hizmetlerin Dışlanması, Çocukların Geleceğinin Karartılması Karşı Adalet Çağrısı ve 23 Nisan Kutlaması


23 Nisan Kutlaması

Adalet Bakanlığı’na 17 Nisan 2026 tarihinde sunulan başvuruda, 2006 yılından bu yana yürürlükte olan “Çocuk Koruma Kanununun Uygulamasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik” in 20/3 ve 20/4. fıkralarının kanuna aykırı olduğu, bu düzenlemelerle sosyal hizmet mesleğinin sistemli bir şekilde dışlandığı ve çocukların ağır mağduriyetlere uğratıldığı belgeleriyle ortaya konulmuştur. Başvuruda özellikle şu hususlara dikkat çekilmektedir:

1. Sosyal Hizmetlerin Dışlanması ve “Sosyal Çalışma Görevlisi” Tanımının İşlevsizleştirilmesi

5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 3. maddesinde tanımlanan sosyal çalışma görevlisi” , kanunun ruhuna göre sosyal hizmet lisans eğitimi almış kişileri ifade etmesi gerekirken, uygulamada psikolog, psikolojik danışman, sosyolog, çocuk gelişimci gibi sosyal hizmet eğitimi bulunmayan meslek grupları bu unvanla görevlendirilmektedir. Bu durum, sosyal hizmet mesleğinin yok sayılması ve çocuğun üstün yararını merkeze alan mesleki değerlendirmenin engellenmesi anlamına gelmektedir.

2. “Adli Destek Görevlisi” Tanımı ve Yetkisiz “Pedagog” Unvanı

63 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile getirilen adli destek görevlisi” tanımının içine, lisans düzeyinde pedagoji eğitimi 1982 yılında YÖK tarafından kaldırılmış olmasına rağmen, “pedagog” unvanı dahil edilmiştir. Bu nedenle, diploması ve mesleki yeterliliği bulunmayan kişiler, çocukların geleceğini doğrudan belirleyen sosyal inceleme raporları düzenlemekte, adli görüşmeler yapmakta ve çocuklar hakkında kararlara temel oluşturan belgeler hazırlamaktadır. Bu uygulama, Anayasa’nın 2. maddesindeki hukuk devleti ilkesi ve 10. maddesindeki eşitlik ilkesi ile liyakat sistemini açıkça ihlal etmektedir.

3. 2006’dan Beri Süren Yönetmelik Düzenlemeleri: Kanunsuz Hekim Raporu Zorunluluğu ve Bilirkişi Sıfatı

2006 tarihli Yönetmeliğin 20/4. fıkrası, 12-15 yaş grubundaki çocuklar hakkında “fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği” için adli tıp uzmanı veya psikiyatristten görüş alınmasını zorunlu kılmaktadır. Oysa Türkiye Adalet Akademisi’nin 2022 tarihli “Çocuk Koruma Kanunu ve Uygulamaları” kitabında açıkça belirtildiği gibi: “Çocuk Koruma Kanununda bu rapora dair düzenleme yoktur. Kanun’da unutulan bu rapor yönetmelikle düzenlenmiştir.” Bu durum, Anayasa’nın 124. maddesine (yönetmelik kanuna aykırı olamaz) ve 137. maddesine (kanunsuz emir) açıkça aykırılık teşkil etmektedir.

Aynı Yönetmeliğin 20/3. fıkrası ise sosyal incelemeyi yapan kişiye bilirkişi” sıfatı vermekte, ancak 21/2. fıkrası bu kişinin çocuğun yeteneği hakkında sonuç değerlendirmesi yapmasını yasaklayarak mesleki otonomiyi ortadan kaldırmakta, böylece adil yargılanma hakkını (Anayasa m.36, AİHS m.6) ihlal etmektedir.

4. “Suça Sürüklenen Çocuk” Etiketi ve Masumiyet Karinesinin İhlali

Henüz yargılama tamamlanmadan, soruşturma aşamasında çocuklara “suça sürüklenen” etiketi yapıştırılması, Anayasa’nın 38. maddesindeki masumiyet karinesini doğrudan ihlal etmektedir. Bu etiket, çocuğu adeta “önce suçlu, sonra yargılama” anlayışının kurbanı yapmakta, Pekin Kuralları ve Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne aykırı bir damgalama yaratmaktadır.

5. Mağduriyetin Boyutu ve Kamu Zararı

2006’dan bugüne, yalnızca 2017 yılında 12-15 yaş arası 39.957 çocuk, 2024 yılında ise 220.000’den fazla çocuk bu hukuksuz düzenlemeler nedeniyle mağdur edilmiştir. Yüzbinlerce çocuğun geleceği karartılmış, maddi ve manevi tazminat hakları doğmuş, ayrıca hizmet kusuru ve kamu zararı oluşmuştur. İhlal, yönetmelik değiştirilmediği ve yetkisiz personel uygulamasına son verilmediği sürece mütemadi (sürekli) bir ihlal olarak devam etmektedir; bu nedenle zamanaşımı da işlememektedir.

23 NİSAN’DA ÇOCUKLARIN GELECEĞİNE SAHİP ÇIKIYORUZ

Bu duyuru, aynı zamanda 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutlamak için bir vesiledir. Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği bu anlamlı günde, sosyal hizmetlerin dışlandığı, liyakatsiz atamaların yapıldığı, kanunsuz raporlarla çocukların cezalandırıldığı bir sistemin derhal değiştirilmesi gerektiğini haykırıyoruz. Çocuklarımızın geleceğini karartmaya yönelik her türlü uygulamaya karşı sesimizi yükseltiyor, yetkilileri göreve çağırıyoruz.

TALEPLERİMİZ

  1. 2006 tarihli Yönetmeliğin 20/3 ve 20/4. fıkralarının kanuna aykırılığı nedeniyle derhal iptal edilmesi ve hekim raporu zorunluluğuna son verilmesi.
  2. 5395 sayılı Kanun’un 3. maddesindeki “sosyal çalışma görevlisi” tanımının yalnızca sosyal hizmet alanında lisans eğitimi almış kişileri kapsayacak şekilde daraltılması; böylece sosyal hizmet mesleğinin dışlanmasına son verilmesi.
  3. 63 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’ndeki “adli destek görevlisi” tanımından “pedagog” unvanının çıkarılması ve bu görevin yalnızca sosyal hizmet, psikoloji, çocuk gelişimi gibi ilgili lisans programlarından mezun olanlara liyakat esasıyla verilmesi.
  4. Suça sürüklenen çocuk” gibi damgalayıcı tanımın kanundan tamamen çıkarılması; yerine suç isnadıyla karşılaşan çocuk” gibi masumiyet karinesine uygun bir tanım getirilmesi.
  5. 2006-2026 yılları arasında bu hukuksuz düzenlemeler nedeniyle mağdur olan tüm çocukların dosyalarının yeniden incelenmesi, haklarının iadesi ve maddi-manevi zararlarının karşılanması için bir yapılandırma (af) ve tazminat mekanizması oluşturulması.
  6. TBMM Suça Sürüklenen Çocuklar Araştırma Komisyonu aracılığıyla mağdur çocuklara kamu özrü ilan edilmesi ve Çocuk Koruma Kanunu’nda köklü değişikliklerin yapılması.

Adalet Bakanlığı’nın başvuruyu dikkate alarak gerekli düzenlemeleri ivedilikle yapmasını bekliyoruz. Aksi takdirde, mağdur çocukların haklarını aramak için yargısal yollara başvuracağımızı ve Anayasa Mahkemesi ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde gerekli başvuruları yapacağımızı kamuoyuna duyururuz.

Çocukların adalete, umuda ve geleceğe hakkı vardır. Bu hak asla çiğnenmemelidir.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

İmza:
SHU Nihat Tarımeri (Çocuk Koruma Türkiye)
Av. Yılmaz Patlar (Ankara Barosu, TBB ÇHM Eski Başkanı, ÇAÇAV Kurucu Üyesi)

Tarih: 21 Nisan 2026

EK.: BAŞVURU YAZISI Adalet Bakanlılığı 17.04.2026

 

Nihat TARIMERİ 1953 dogumlu. 1978 Sosyal Hizmetler Akademisi (Ankara) mezunu. Ankara’da Ankara Hastanesi ve Izmir’de Trafik ve Travmatoloji Hastanesinde Sosyal Hizmet Uzmanı olarak görev yapti. 1981 yılındandan sonra Isviçre Zürih’de Metadon yöntemi ile madde bagımlığı tedavisi ile ilgili sosyal iyilestirme programında görev aldığı gibi Gençlik DanIsma Merkezinde(Jugenberatungstelle Winterthur) uygulamanın öncüleri arasında yer almıştır.. Suça yönelen gençlerle ilgili Zürih Gençlik Savcıligında Sosyal Hizmet Uzmanı olarak görev yapti. Türkiye’ye kesin döndükten sonrası dahil Isviçre de bu alanda süpervizörlük ve danısmanlik yapti. Halen zaman zaman aktif olarak görev yapmaktadir. 1990 da Türkiye’de Birlesmis Milletler Kalkınma Programi (UNDP) “Soydas Entegrasyonu Proje”sinin Proje Bölge Sorumlusu olarak görev yaptı. Isgücü piyasasına yönelik “Kendi Isini Kurma(KIK)”, ”Is Borsasi”,”Kamu Yararına Çalısma Programı”, "Göçmenlere Yönelik Uyum Programı gelistirme konusunda Türkiye de öncülük yaptı. Dünya Bankasının istihdamla ilgili projelerinde danısmanlık olarak çalıstıktan sonra emekli oldu. Yine aktif Sosyal Hizmet Uzmanı olarak 2005 yilindan beri çocuk ve gençlik hukuku konusunda bilirkisilik dahil bu yönde “ÇOCUK KORUMA(MA) KANUNU” baslıkli üç kitap ve 35 in üzerinde çesitli makaleleri çesitli yerlerde yayinlamıstır. Evlidir. Halen Türkiye de çocukların haklarının korunması adına kendine özgü uygulamalar ile çocukların geleceginin karartılmasi,çocukluklarının çalınması nedeniyle evrensel uygulamalardan uzaklastırılmasının engelenmesi için hala dert edinmektedir.